Thursday, 18 December 2014

Anne Sütünü Arttırmanın Yolları ve Benim Bu Konudaki Deneyim ve Tavsiyelerim

Merhabalar,
Doğumdan sonra öğrendim ki, yeni doğum yapmış bir annenin en can alıcı konusu, en içini sızlatan sızısı;  bebeğini emzirip, ona yeteri kadar süt sağlayıp, karnını doyurabilmesi ve onun da bu sayede kilo almasıymış.


Ali Kerem'im 1 aylıkken :)
Bugün bu yazıyı inanın çok başka yazıyorum ve göz yaşlarıma hakim olamıyorum. "anne" olmak, bir "evlat" sahibi olmak ve o cana sizden bir şeyler akıtmak gerçekten çok başka, çok zahmetli, çok meşakkatli, çok sabır gerektiren, çok uykusuz kaldığınız çok da çoookkkkk.... Bilenler bilir...

Neler yaşadım neler o süreçte... Ama aslında neler yaşayacağımı ve başıma neler geleceğini bilmeden... İlk kırk gün hatta iki ay tahminimin ötesinde zor geçti. Sakın gözünüz korkmasın hanımlar... Derdini veren Allah sabrını da veriyor. Bugün oğlum iki yaşında ve iki aylık zamanını ve o zaman çektiklerimi dün gibi hatırlasam da, o günkü gibi sıkıntılarım yok artık ve bu da insana unutturuyor bazı şeyleri... Sanki siz değil de bir başkası yaşamış gibi...

O dönemlerde ben hangi kafayı yaşıyorsam hiç de başıma geleceklerden habersiz, sanki çocuk her şeyini rutin periyotlarda yapacak, bir düzen olacak, her şey yolunda gidecek, kalkacak, emecek, yatacak, altı temizlenecek ve ihtiyaçları giderilecek ve belli zamanlarda bu periyotlar tekrarlanarak günler geçecek zannediyordum...

Ama ne oldu? durun söyleyim, başım değil sadece popom yatak yüzü görerek 1,5 ayım günde 2-3-4 saat uyku uyuyarak, annemle her sabah uyandığımızda bu gece sen yarım saat ben 1,5 saat.. ha tamam bugün 3,5-4 saat uyumuşuz diyerek birbirimizi teselli ile geçti... Şimdi düşünüyorum da acaba o zaman şartları bu hale getiren biz miydik? yoksa o şartlara bizi uyduran oğlum Ali Kerem mi? ve şunu da diyorum ki, bundan sonra kesinlikle yapmayacağım ve kimseyi dinlemeyeceğim bir kaç konum daha var.

Ayyy ayy bir duygu selidir gidiyor, haydi hayırlısı...

....

Evet dönelim konumuza... Sevgili anneler ve anne adayları öncelikle şunu bilin ki "ANNE SÜTÜ" deyince karşılaşacağınız ve bir çok kişinin de bilmediği yada bilip inkar ettiği, bazen toplumsal bir utanca dönüşen bazen de kimilerinin böbürlene böbürlene anlattığı anne sütü hakkında bilinen gerçeklere ve bu süreçte olup bitenlere ve yaşananlara gelin şöyle bir değinelim...

Özetle şöyle anlatayım:

*** Bu tablo Şuh-i Fidan tarafından oluşturulmuş olup, izinsiz çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.


Tablo üzerinden ilerleyecek olursak,

Monday, 8 December 2014

Biber Salçalı Helazonik Kurabiye- Siz Yemek İstemedikçe Yedirten Kurabiye :):):)

Merhabalar,

Yılın son demlerine yaklaşırken, kış da artık kendini göstermeye başlamışken, şöyle güzel bol salçalı ve kıtır kıtır bir kurabiye hem çay saatlerinin yanına hem de çocuklarımızın ikindi kahvaltılarına bir bardak çayla yada meyve suyuyla iyi gitmez mi? Hem de nasıl giderrr nasılll...
 
Öyleyse hazırlanın, müptelası olacağınız, siz yemek istemedikçe yedirten bir tuzlu kurabiye tarifi geliyor....


Biber Salçalı Helazonik Kurabiye

Malzemeler:

  • 125 gr tereyağı (oda ısısında)
  • 150 gr yoğurt
  • 50 ml ayçiçeği yağı
  • 50ml zeytinyağı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 500 gr un
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
Yapılışı:

Anne Adayları Hastane Çantanızı Hazırlamayı O Kadar da Geçe Bırakmayın!!!

Yeniden Merhabalar,
Gebe kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren hep bir tahminler silsilesi ve eşim Emre'nin de dediği gibi belki de baştan hesaplanan yanlış tarih yüzünden aslında tamda doğum zamanının kestirilememesi, sizin kesin doğum tarihini belirleyememenizdeki en önemli etkenler...
Neden mi?
İşe şuradan başlayalım isterseniz... Gebe kaldığınızı çok yüksek ihtimal ya eczaneden aldığımız testlerden yada hastanelerde yaptırdığımız kan testlerinden öğreniyoruz öyle değil mi?. Peki, tamam ama bu sonuçlar değerlendirilirken baz alınan yada ilk baştan doğru tahmin edilemeyen şey ne? En sonki adet tarihiniz... Neden mi? Kimilerimiz tarih kesin neresi belli değil desek de, çoğumuzun adetlerindeki düzensizlik, zamanın/adet döneminin tarihlerinin bir ileri bir geri ötelenmesi, yumurtlamanın tam tarihinin bilinememesi ve dolayısıyla da iyi ve doğruya bir nebzede yaklaşmak adına yapılan ilk varsayım üstüne basarak söylüyorum ki bu varsayım, en sonki adet tarihiniz. Çünkü gebeliğinizin başından sonuna kadarki tüm süreçlerinde ve her gittiğiniz doktor kontrolünde sizlere sorulan ve de takip edilen bir şey var ki o da bu tarih...
Bebeğin tahmini doğum süresini hesaplarken, haftalık gelişimlerini takip ederken, bu mevzide boy-kilo kontrolü yapılırken bağlantı kurulmaya çalışılan tek parametre. Hatta bir de şu var ki, bebeğin ilerleyen haftalık dönemlerinde gösterdiği haftalık gelişimlerin, sizin verdiğiniz son adet tarihinizle aynı haftaya tekabül edip etmediği ve eğer haftalar ve tarihler uyuşmuyorsa da, doktorlarımızın ortalama gene varsayıma dayanan bebeğin anne karnındaki gene tahmini boy ve kilo ölçülerine bakarak bir varsayımda bulunarak, yaklaşık doğum zamanını tayin etmesi.
Farkındaysanız, konuyu açtığımdan beri sürekli kullandığım üç kelime var: "Varsayım", "Tahmin", "Parametre-Son adet tarihiniz". Peki sizce bu üçlü arasında nasıl bir bağlantı yada korelasyon vardır derseniz? Sanırım çok az her birinin bir noktada kesiştiği olmuştur ve birbirlerini doğrularlar, o zamanda buna "şans eseri" diyoruz.
Neyse bu kadar matematik ve hesaplamadan sonra, gelinen nokta şudur ki, gene birilerine göre farazi fakat nedense 40 hafta olarak ortalama alınmış ve bebeğin gelişimini tamamlayıp, dünyaya gelmeye hazır olduğunu belirten bir periyot vardır ki, bunu da tüm bu varsayım ve tahminler içinde üstüne bir de 40 hafta ekleyerek tam ve doğru zamanı kestirebilmek neredeyse çoğu zaman imkansız gibidir.
Bu sebepledir ki, benimde oğlumu 38 hafta 5 günlükken doğurduğum doğrudur. Ama neye göre? Kime göresi? değişir... Vakti gelmişti, çıktı diyelim :):):) Bunun yanı sıra çevrenizde belirlenen tahmini doğum tarihinden iki-üç hafta önce yada sonra doğuran çok tanıdıklarınız olmuştur sanırım.
İşte tüm bu yukarıda saydığım sebeplerden ötürüdür ki, siz siz olun 36. haftanızdan itibaren çantayı hazırda tutun, sonra benim gibi şanslı kullardansanız, işi son 3 gün öncesine bırakarak hastane çantası hazırlama imkanını ya bulursunuz ya da bulamazsınız :):):)
Pek şimdi gelelim nedir bu hastane çantası? İçinde neler bulunması gereklidir? kısmına...

*** Fotoğraf www.hurriyetaile.com adresinden alınmıştır.
Hastane çantası; bence öncelikle sizin ve bebeğinizin ancak bu kısmını da ben ekliyorum ki, bir de size refakat edecek kişinin yanına alması gerekli tüm olmazsa olmazlarınızı hazırlayıp koyduğunuz bir çanta yada valiz olmasıdır.
Nedir bu olmazsa olmazlar?

Saturday, 6 December 2014

Köftelerin Köftesi Hasanpaşa Köftesi

Merhabalar,

Türk mutfağının ve Osmanlı yemek kültürünün içinde köftenin ayrı bir yeri olduğu söylenir hep. Etten çekilen kıymanın form değiştirmiş ve içine eklenen malzemelerle çeşnilendirilmiş hali de olsa henüz ispatlanamamış olmakla birlikte, ki bence sayısı da şimdi telaffuz edeceğimden fazladır kesin ki, yaklaşık 291 çeşit köfte olduğu ile anılırmış bizim mutfaklar...

İnşallah ömrümüzün yettiğince bunların her birini deneyip, yeme imkanımızda olur ve böylece nesillerden nesile körelmeden, kültür ve gelenek göreneklerimizi ağız tadıyla yaşama imkanını hep yakalamış oluruz.
 
Bu vesileyle gene günlerden bir gün ben Sevgili Deniz Hanım'ın yayınına konuk olduğum vakit Deniz Şafak'la Hayata Dair Programı'nda yukarıda saydığım kategorinin içinde yer alan ve 291'in içinden biri olan Hasanpaşa Köftesi'ni beraberce yapmıştık. Yapımı basit ve pratik ancak görüntüsü ve lezzeti de bir o kadar şahane ki, gelin sizlerle birlikte de evde yapmak için bu tarifin malzemelerine ve yapılışına beraberce bir bakalım;
 
 
Malzemeler:
  • Yarım kilo kıyma
  • 1 yumurta
  • 1 orta boy soğan
  • Bir kaç diş sarımsak
  • yarım su bardağı kaşar rendesi
  • bir kaç damla sirke
  • 3 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 2 çay kaşığı kimyon
  • 2 çay kaşığı tuz

Patates Püresi İçin:
  • 3 orta boy patates
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 çay bardağı süt
  • Biraz tuz, karabiber
Sos İçin:
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 2 çay bardağı su
Yapılışı:

Thursday, 4 December 2014

Fırında Lavaş Pizza- Yoksa Siz Hala Denemediniz mi?

Merhabalar,
 
Haftanın bitmesine az kalmışken, hafta sonuna yaklaşırken, hani olur ya anlık birden misafirleriniz çıkıp geliverirler yada evde yemek yoktur sizde çok oyalayıcı şeylerle uğraşmak istemiyorsunuzdur, hemen aperatif ve pratik hazırlanacak bir tatlar arıyorsunuzdur yada durun durun tahmin edeyim bir çocuğunuz var ve onu bugün ödüllendirmek ve ne yediğini bildiğiniz çeşnili bir pizza yapmak istiyor ve şuanda da bu satırları okuyorsanız gerçekten doğru adresteniz demektir bu ;)
 
Şöyleeee incecik, çıtır mı çıtır, leziz mi leziz, hmmmm, misss ve bol kaşarlı bir pizza tarifi geliyor o zaman sizlere. Bizim evin vazgeçilmezi, ani misafir dostu, çocukların en sevdiği, pratik bir pizza ile karşınızdayım.
 
 
 
 
Fırında Lavaş Pizza -  8 kişilik
 
Malzemeler:
  • 4 adet lavaş (Uno'nun yada başka markaların marketlerde satılan yuvarlak daire şeklindeki lavaşlarından)
  • 1,5 su bardağı mısır
  • 7 adet parmak sosis 
  • Bir adet kangal sucuk 
  • 1 adet közlenmiş kırmızı biber 
  • 5 adet orta boy domates 
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • 1 çorba kaşığı biber salçası
  • 4 diş sarımsak 
  • 1 çorba kaşığı zeytinyağı
  • Tuz, karabiber
  • 2 su bardağı rendelenmiş kaşar 
Yapılışı:

Wednesday, 3 December 2014

Emziren Annelere Adanmış Marka "LANSİNOH" ve Benden Emzirme Dönemine Dair Tavsiyeler

Merhabalar yeniden,
Bir kaç önceki yazımda doğum hikayemden bahsetmiştim. Bir de sonrasında yaşanılanlar, çekilen zorluklar, bu zorlukları hafifletmek için yapılanlar ve şimdi de bu deneyimleri sizlerle paylaşmak adına sırada bu güzel yazım var.
Doğum sonrası emzirme eğitimini ilk olarak hastanede aldım. Sağ olsun bebek hemşiremiz hem çok tatlı, hem çok sabırlı hem de tüm meşakkatli olan bu süreçte beni gerçekten motive ederek desteklemişti.  Göğüs uçlarının yara olmaması için emzirme pozisyonu ve bebeğin duruşu, emme güdüsünü geliştirmek için yapılması gerekenler, emzirme sırasında bebek nasıl tutulur, emerken uyumaması için hangi noktalardan uyarı verilerek sürekli emmesi sağlanır,.. vs. gibi konularda oldukça bilinçlendirmişti beni ve şükür ki, Ali Kerem'de birkaç saat içinde bu olaya adapte olmuştu.
İlk bir kaç hafta bu zorlu sürece karşılıklı olarak alışma ve emmesini düzenli, periyodik olarak sağlama, uyarıcılarla(ayak tabanına canını yakmayacak şekilde küçük bir tırnak atmak, yanağına işaret parmağınızla pıtpıtlamak, altını değiştirerek uykusunu açmak,...) sürekli olmasını sağlama gibi süreçlerle birlikte karşımıza ilk çıkan sorun; ilk iki haftanın sonunda çocuk doktoru muayenesinde Ali Kerem'in hiç kilo almaması daha doğrusu çok çok az almış olmasıydı. İşte boğazınızın düğümlendiği, elinizden daha fazlasının gelmediği, her emzirmede acaba yeterince süt alabildi mi?, karnı doydu mu? sütüm besliyor mu? ve ne yapacağım şimdi? gibi soruların artık hayatınızın yaklaşık bebeğinizin 2 yaşına gelene kadarki, tüm zamanlarının her günü ve saatinde bu soruların hep beyninizde çınlaması ve sizin de bu sorularla birlikte yaşamayı sürdürmeniz başlamış demektir.
Peki şimdi ne yapacaktık? Doktor bu haftadan itibaren iki hafta daha beklemeyi ve eğer bebek 1. ayına geldiğinde hala kilo alamamış veya çok az almış olursa işte o zaman artık, ek mama (anne devam sütü) kullanmamız gerektiğini, ancak hem bir yandan emzirmeye devam etmem gerektiğini hem de bu sisteme geçiş yapmanın gerektiğini söylemişti. Bundan sonrasında bir anneyi bekleyen aşılması zor ve sanki bitmeyecek bir iki hafta daha eklenmişti tüm yüklerinin üzerine...

Ali Kerem 1 Aylık:

İşte beklenen gün gelmiş ve Ali Kerem doktorun söylediği 1. ayın sonunda beklenilenin altında bir kilo almış ve artık ek mama-anne devam sütüne başlamamız gerektiğini ancak bunun günde bir kaç defa olması gerektiğini ve gene emzirmeye devam etmem gerektiğini söylemişti. Başta eşim ve bir kaç aile üyemiz buna karşı çıkarak, biraz daha ek mama almadan devam etmemiz gerektiğini ve benimde kendimi zorlayarak sütlerimin daha çok gelmesi için çabalamamı istiyorlardı. Yaklaşık bir hafta daha böyle denedik ve bu haftanın sonunda çocuk doktorumuzu da değiştirerek, internetten yaptığım araştırmalara göre en çok tavsiye edilen bir bayan doktora gittik. İlk muayenede doktorumuz, göğüslerimdeki sütü fiziksel muayene ile ve çocuğu emzirmemi de isteyerek her şeyi kendisinin kontrolüne bırakmamı istedi. Sonrasında oğlanı muayene etti ve bugünden çıkan ilk netice; (lütfen çok dikkat edin.)

"Bebek gayet iyi emiyor, ancak gördüğüm kadarıyla çabuk yorulup uyuya kaldığı için aslında alması gereken arka süt dediğimiz sütün yağlı olan ve besleyici olan kısmını çekemediğinden kilo alamıyor dedi. İlk çektiği süt, daha şekerli ve az yoğun dolayısıyla da aslında kandırıcı bir süt fakat asıl önemlisi arkadan gelen süt besleyiciliği, doyuruculuğu ve kalorisi yüksek olan süt, o yüzden bunu çekip alması lazım dedi. Peki nasıl yapacağız bunu dedim? Hemen bir hastane tipi göğüs pompası kiralayın yada isterseniz alın ve bebeğin emmeyi bıraktığı an siz kalan sütü sağarak ona sonradan verin dedi. Böylece bebek hem o arka sütü almış olacak hem de sağmadan dolayı sizin de sütlerinizde bir artış olacaktır dedi ve bir de böyle deneyelim ve bakalım 1 hafta sonunda ne olacak dedi?"

Evet aynen de tüm yaşadıklarım bu çerçevede gelişti ve biz o gün hastaneden çıkışta bir bebek mağazasına uğrayarak, mağazadaki çalışanında bizi doğru yönlendirmesiyle Lansinoh Affinity Çift Sağımlı Elektrikli Göğüs Pompası ile tanıştık ve hemen aldık. Birazdan neden çift sağımlı aldığımı da anlatacağım.

Monday, 1 December 2014

Ebruli Kek Tarifi- Yapımı oldukça basit ve pratik. Sonuç bir sanat eseri :)



Uyanır gece yarısı yoktan sevda yaparım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım
Dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim

Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Çağırırlar küçük adımı karapakiden ben akarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım

Benim adım "EBRULİ" biraz gerçek bira rüya
Yalanımı sevsinler aşksız dönmüyor dünya
Benim adım
"EBRULİ" biraz gerçek biraz rüya
Yalanımı sevsinler yalansız dönmüyor dünya

Kalbim sevda kuyusu her gün yoldan çıkarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım
Dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim

Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Sen unut geçmişini ben aklımda tutarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarim yakarım
 
Bu keke bu şarkıyla giriş yapalım istedim. Biraz renkli, biraz farklı, biraz eğlenceli, biraz sanatsal...
 
Galiba şimdiye kadar yaptığım keklerin en çok kabaranı, en eğlenceli ve yapması zevkli olanı ve en sanatsalı buydu diyebilirim. Nasıl bir şeyin ortaya çıkacağını bilmemek ve bunun heyecanını yaşamak ve en önemlisi de bu desen ve şekilden bir daha hiç aynısını yapamayarak tamamen bir defaya mahsus ve bu sebeple de özel ve tarz bir kek yaratmak ve sanırım bundan sonrada bu keki yapmaktan hiç vazgeçmemek benim için şart olsa gerek. 
 
Yapımı ve hazırlanışı oldukça basit, diğer keklerden hiç bir farkı yok. Ama gelelim içinde neler vara bir bakalım isterseniz.

 
 
 
Ebruli Kek Tarifi
 
Malzemeler:
 
3 yumurta
1 fiske tuz
1 su bardağından 2 parmak fazla toz şeker
3/4 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
3 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 limon kabuğu rendesi
3 yemek kaşığı kakao
 
Yapılışı:

Friday, 28 November 2014

Benim Doğum Hikayem ve Minik Mucizem

Merhabalar,
Önceki yazılarımın birinde, bir sonraki yazım "Doğum Hikayem" olsun demiştim ve şimdi de gelelim bu hikayeye... Aslında hikayeden çok yaşanan gerçeklere... Ve tabii ki bunları bu sayfaya sığmasa da saatlere yada kelimelere dökülemese de gene de dilim döndüğünce sizlerle bu deneyimimi ve yaşanılanları bir bir elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım...


Hamile kaldığımı öğrendiğim ve öğrenene kadar da geçirdiğimiz süreçler, oldukça heyecan verici ve bir o kadar da stresliydi. Neden derseniz? Kan tahlili için hastaneye gittiğimde henüz erken olduğunu ve birkaç hafta daha beklemem gerektiğini adet döneminin üzerinden birkaç hafta daha geçmesi gerektiğini söylemişlerdi. İlk hastane ve kan tahlili deneyimimiz henüz daha beklemek gerektiğini söylüyordu. Belirtilen süreyi geçirdiğim ilk gün kanımı verdim ve ertesi gün alabileceğimi öğrendim. İşin stresli kısmı işte tam da bu noktada başladı. Kan verdiğim günün akşamı, biraz kanamam oldu ve dedim ki, tamam olmadı. Hatta aynı akşam eve bir kaç yüz metre yük taşımak zorunda kalmış olmamdan mütevellit neden taşıdığıma, niye böyle gereksiz bir şeye kalkıştığıma dair de kendime çok kızmıştım. Ve sebebini buna bağlayarak da, henüz oluşum aşamasında olduğunu düşündüğüm bebeğimi kaybettiğimi düşündüm. Ama o gece sürekli sanki varda yokmuş değil de, yoktan yeniden var olacak olan o varlığa çoğu kez seslenerek ve tamamen bütün bunları içgüdüsel yaparak,
"Dur, gitmemelisin ve bırakmamalısın bizi. Ne olur kal burda ne olurrr diye yalvarıyordum.... :(:(:(" çünkü hissediyordum sanki var olduğunu... Ve tabii ki hala kendime neden bir şeyler taşıdığıma ve bu sebeple kanama yaşadığıma dair kızarakkk...
Ertesi gün sonuçları aldığımda; işte tamda olmasa da hislerimin %70 doğruluğuna inanarak varlığının bir kanıtı olan tahlil değerlerini görünce sevindim. Ve gene ta kiii, yanımdaki hemşirenin "Hanımefendi, bu değerler sizi yanıltmasın bazen yumurtlama dönemlerinde de böyle küçük yükselişler olabiliyor, siz en iyisi bunu kendi kadın doktorunuza gösterin." deyişi hala kulaklarımda çınlıyor. Ne yapacağım, nasıl davranacağım, gerçekten var mısın? yok musun? bilemediğim ama olmanı istediğim çok karmaşık bir sürece girdik ve yine ta kiii, ertesi sabah koşarak kadın doktoruna gittiğimiz ana kadar. Ve gene yapılan muayene sonucu, son bir kan tahlili ve artık sanırım son olduğunu düşündüğümüz emin olmak adına yapılan son bir check için kanımı verdim. Aynı günün öğleden sonrası artık ve kesinlikle emin olduğumuz "BİR BEBEĞİNİZ OLACAK..." müjdesini aldığımızda her şey durmuş, zaman durmuş ve hep o noktada kalmak istemiştim. Emre'nin her zamanki soğukkanlılığı, hayatım dur bekle, acele etme, emin ol diyip beni bastırışları, bu kadar kendime ve içimdekine bağlanışı dizginleme ve hayırlısıyla biten cümlelerinin sonu artık bir nihayete dönüşmüş ve ben kendi çığlığımla değil birlikte bu sevince gömülmüştük. (Demek ki, neymiş şartlar ne olursa olsun, hayatta kalmak isteyen bebek öyle de böyle size tutunuyor ve Rabbim verecekse size onu, her şekilde veriyor. Siz her zaman inanmaya, istemeye ve dualarınıza sığınmaya devam edin. Olacaksa eğer , gerçekten oluyor ve bir deyim vardır ya "Olacakla, öleceğin önüne geçilmez." tam da ifade edilmek istenen ve iki keskin bıçak sırtı şeyi gerçekten iyi özetliyor. Sizler içinizi ferah tutun yeter....)
Bir de öncesinden yapılmış planlar ve programlar vardı tabii ki de... Yarın akşam 4 aile otobüsle yola çıkılacak bir Kapadokya Turu... ve tabii ki kesinlikle doktordan veto yemiş asla gidemezsiniz uyarısı. Sebebi, kanamamın olması ki, bu kanamaya da halk dilinde bebek kendine yer açıyor derlermiş, risk içeriyor olması sebebiyle gidilmemesi gerektiği idi.  Kime nasıl söyleyeceğiz, ne yapacağız, zaten yeni öğrenmişiz, ne bahane bulunur, hani bir de bebek 3 aylık olmadan kimseye söylenmez Allah korusun düşük olur vs. ilk 3 ay tehlikeli aylar, biz de kimseye duyurmayalım derken pek de başaramadık aslında... Daha bir kaç hafta belki de günlük olduğunu öğrendiğimiz bebeği artık bir kısım çoğunluk biliyordu...
Bu arada anti parantez belirtmek isterim ki, o gidilemeyen Kapadokya Turu diğer 3 aileye zehir olmuş. İstanbul'dan 10'da hareket eden otobüs arıza yapmış ve kat edilen yol ancak 80 km olup, İzmit civarlarından geri dönülmüştü. Her şeyde gerçekten bir hayır vardı demek :):):)

Sonrası malum, hafta hafta bebek gelişim takipleri, 6 aydan önce bebeğe bir şey alınmama sürecini atlatma (gene halk inancı, düşük, kayıp, vs olur bebek kendini bulsun diye bekleme süreci), yeme-içmeye dikkat, sağlıklı beslenme, fazla kilo almamaya çalışma, sürekli yürüyüş ve hareket, pozitif olmaya çalışma, aylık rutin doktor kontrolleri, bebek oda hazırlıkları,... bunun gibi bir dünya şeyle beraber 40 haftayı doldurma süreci....


Tam burada ve bunu resmederken ben 3 aylığız henüz :):):)




Burada da doğuma tam bir ay kala:) Artık yüzümüz belirginleşmiş, bütün hatlarımız tüm sınırlamızla oldukça belirgin ve uyuyoruz.

Tuesday, 25 November 2014

Antonio Carluccio's ile Bir Açılış ve Bir Buluşma :):):)

Merhabalar uzunca bir aradan sonra yeniden :)

Bugün güzel bir yazı ve etkinlikle girelim istedim haftaya ve bakın kimi konuk ediyoruz bu yazımıza :)


Antonio Carluccio's
Evet... Bu yazımızın konuğu sevgili Antonio Carluccio's... Yılların İtalyan Şefi, hepimizin televizyonlarda hayranlıkla yaptıklarını izlediğimiz, İtalyan köylerini gezerek bizi tanıştırdığı değişik yemek türleriyle de evlerimize konuk olan ben ona tontişim diyorum ama aslında herkesin gönlünde taht kurmuş olan yıllarım kadim şefi.
1937 doğumlu, İtalyan, şef, yazar ve işadamı, 1958'den bu yana bu işler içinde yoğrulmuş ve bu işlere gönül vermiş, bir şef, bir yazar ve Carluccio's restoranlarının kurucu sahibi. 1958'de okumak için gittiği Vienna-Viyana'da muhteşem bir aşçı olan annesinin yemeklerini özlediğinden dolayı, onları öğrenip, pişirmeye başlayarak girdiği bu yol, ona kulaktan kulağa yaptığı yemeklerin lezzetinin ve şöhretinin de yayılmasıyla sadece arkadaşları için yaptığı yemeklerden onu bugünlere taşımış. Daha sonra Berlin'de şarap tüccarlığı yapmaya başlamış, Almanya'yı baştan aşağı gezmiş, tüm restoranlarını dolaşmış. 1975 yılında yine şarap işi için Londra'ya gitmiş, 1981 yılında Terence Conran, Covent Garden'daki restoranının işletmeciliği teklifini almış, o dönem orası yarı Fransız, yarı İtalyan yemekleri sunan bir uluslararası restoranı olmasına rağmen, 1989 yılında satın alarak ve yüzde 100 İtalyan yaparak işletmeye almış.

Sonrasında eski eşiyle birlikte Carluccio's markasını 1991 yılında yaratmış. 2005 yılında da satmış. Ancak, yine de menüleri kendisi oluşturuyor ve tüm operasyona müdahale ediyor. Şirketini sattığı Landmark Group, Carluccio's'u dünya çapında genişletmek ve zinciri büyütmek istiyor. İstanbul, onlar için bir çekim merkezi. Şuan Kanyon AVM içinde, Caddebostan-Çiftehavuzlar, Akasya Acıbadem, Göktürk ve en son açılışını Promedia aracılığıyla davetli olduğum Nişantaşı Carluccio's da bunların arasında...


Bu vesileyle Sevgili Promedia'yaya ayrıca teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. Bu güzel davetleri sayesinde Şefime kitabını imzalatma ve tanışma fırsatını yakalamış oldum.

Friday, 7 November 2014

Yunus Emre Akkor, Çiğdem Seferoğlu Şeflerim ve Sevgili Blogger Arkadaşlarımla Güzel Bir Kahvaltı

Merhabalar,

Tam da geçen hafta bugünkü gün... Dışarıda yağmur, hava buz, bugünü aratan bir gün hava bakımından... Sevgili ablam Pınar ki ben ona kanatları görünmeyen meleğim diyorum ki sizlerde tanırsınız veya yolunuz kesinlikle kesişmiştir ki pınarsdesserts blog sahibi; beni Sevgili Yunus Emre Akkor ve Çiğdem Seferoğlu ile yapılacak olan kahvaltı etkinliğine davet etti. Tabii ki de kocaman bir "EVET"dedim. En çok sevdiğim, gönülden değer verdiğim ve yaptıklarına bayıldığım bu insanlarla bir arada olmak olmazdı da ne olurdu :):):)


Gerçekten çok güzel bir gün ve kahvaltı oldu. Neler öğrenmedik neler, neler konuşmadık neler, ne yemekler pişmedi ne yemekler... Tadına ve ziyafetine doyumsuz bir gün geçirdik... 


Gelin bakalım neler yaşanmış o gün;

Thursday, 6 November 2014

Chicco'nun En Güzel Buluşu- Portatif Her Yere Taşınabilir Mama Sandalyesi

Herkese yeniden merhabalar,

Uzun zamandan beri aldığım sorular ve talepler üzerine Ali Kerem'imle geçirdiğim deneyimleri, maddi-manevi tüm kazanımları, edindiğim tecrübeleri, duygusal hissiyatımı ve yaşananlar doğrultusunda hissettiklerimi ve bunların dışında hayatımızı daha kolaylaştırmak ve konforlu hale getirmek için kullandığımız tüm araç-gereçleri sizlerle paylaşmaya ve artık yazmaya karar verdim. 

İlk bebek, ilk heyecan, ilk varoluş ve ilklerin hepsi ve iki tenden bir can- Ali Kerem...

Evet...

Ondan öncede hayat vardı ama bu kadar anlam yüklü, duygu yüklü, sorumluluk yüklü, düşünce yüklü, hissiyat yüklü ve var olan günün bu kadar dolu dolu geçtiği gibi değildi...

Ne yalan söyleyim böyle olacağını da hiç bilmiyordum. Çok güzel bir hamilelik geçirdim (tüm bu dönemdeki deneyimlerimi de ayrıca başka bir yazıyla paylaşacağım.) , hep pozitiftim, çok okudum, çok önem verdim ve aslında sonrasında biraz da amannn diyip akışına bıraktım bazı şeyleri... :):):) Benim bile tahmin edemeyeceğim bir doğum yaşadım. (Doğum Hikayem- bir sonraki yazım olsun.). Ve sonrasında ilk kucağıma aldığımda oğlumu, güzel ağlamasını dinledim, gözlerindeki buğuyu sildim, tenini kokladım ve onun çaresizliği ve dünyasında çare ve onun dünyası olmaya çalıştım. Oldukça zor günlerimizde geçti başlarda ve hep şunu düşündüm, keşke hamilelik ve bu süreçle ilgili okuduğum yazılar kadar, bir de çocuk yetiştirme ve bebek bakımı ile ilgili okusaymışım dedim :) Ha gerçi okusan da okudukların, yaşadıklarınla örtüşecek miydi? işte burda ve bundan sonraki karşılaşılan her zorluk ve sorunda çözüm ve ana belirleyici- çocuk ve onun karakteri oluyor. Her şeyi, yaşamayı, birlikte yaşamayı, daha az sıkıntı ve problemle yaşamayı belirleyen asıl şey gerçekten onun istekleri ve sizlerinde bunlara kendi deneyim ve yaşadıklarınızdan elde ettiğiniz tecrübelerinizle ilgili yaklaşımlarınız oluyor. 

Gene böyle dönemlerin birinde, Ali Kerem'in artık ek mamaya geçip, hatta biraz daha büyüyüp, kendi kendini bir şeyler kemirip, bir yemek masasına oturma kıvamına geldiği vakitlerin birinde en büyük sorunsalımız mama sandalyesi oldu. Özellikle de dışarıda bir yere; restauranta, çay bahçesine, alış-veriş merkezine, ev gezmesine, kafeteryaya, dinlenme tesisine vs . gittiyseniz yandınız. Ya çocuğu oturtmak için hiç mama sandalyesi bulamazsınız, çoğu doludur, ya zaten müesselerin kendi bünyesinde yoktur yada vardır ama o kadar kirli ve kötü durumdadır ki, ne gönlünüz o mama sandalyesi üzerindeki makarnaları temizleyip, köfteleri atmak ister, ne de değdirdiğiniz kolonyalı mendille karşılaştığınız tabla üzerindeki simsiyah kirliliği görmek ister. Bu sebeple ne yapalım derken, alış-verişe çıktığımız bir bebek mağazasında işte Chicco'nun bu muhteşem ürünüyle karşılaştık. Ben hemen atladım alalım tabi diye, ancak eşim "Fidan, gene gereksiz şeylerle evi dolduracağız, ne gerek var, sürekli çocukla ilgili eşya yükümüzü arttırmaya" dese de; bu sefer ısrarlarıma dayanamayarak aldı. İtiraf ediyorum kendisi de asla yalanlayamaz ki, iyi ki bu ürün hayatımızda var.





Neden mi? İşte bu sebeplerden;

Monday, 3 November 2014

Kış Çorbası- Hem çocuklarınız hem de kendiniz için "Şifa Çorbası"

Merhabalar,

Geçen hafta pazardan aldığım envai çeşit sebze ve türevleriyle ne yapayım derken, güzel bir kış çorbası çıktı ortaya... Bizim Ali Kerem'e de vitamin deposu ve enerji kaynağı oldu. İçinde neler mi var neler mi derseniz ? Neler yok desek sanki daha doğru olur :):):)



Şimdi gelelim, bu misler gibi olan çorbamızın tarifine;

Tuesday, 28 October 2014

" Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz !!!" 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız ve Cumhuriyetimizin 91. yılı kutlu olsun !!!

Merhabalar,

Zamanın ve şimdinin Atatürkçü evlatlarından olarak bloga bugünle ilgili bir şey yazmasam kendimi gerçekten eksik hissedecektim. Hele ki , günlerden bugün ve ülkenin hali bugünkü gibiyken :(

Üzülüyorum, neden mi hür ve özgür düşüncelerimi bağıra çağıra her yerde söyleyemediğimden ve gün geçtikçe sesimin kısıldığını görmekten ötürü... Benim sesim kısılırken, evladımın sesi acaba hiç mi çıkamayacak diye üzülüyorum... Ama sarılıyorum Cumhuriyet'ime ve onu bize armağan eden Atatürk'üme... Bir yerlerden bizi izlemeye ve görmeye devam ediyor ve bari o yerde mutlu olabilsin diye yapıyorum ve daha sıkı sarılıyorum her şeye işte...  Üstelik bunu yaparken de hiç kimsenin gözüne sokmuyorum, yada neden benimle aynı görüşte değil diye yadırgamıyorum, eleştirmiyorum, bunu kapitalist düzenin bir parçası gibi görmüyorum, kınamıyorum, eğer bu görüşteysen görüşmeyelim demiyorum, ben bunu yaparken herkesin ama başka başkalarının asla saygı duymadığı tüm görüş ve düşünceleri herkesin kendi görüşüdür ve herkes kendi görüş ve düşüncelerini söylemekte hürdür, özgürdür diye yapıyorum ve bölmüyorum, sınırlarla çizmiyorum ülkemi ve insanlarımı... 

Çünkü inkar edilemeyecek ve tarihten silinemeyecek ve kimsenin de silmeye gücünün yetemeyeceği bir tarihte hepimizin ve cedlerimizin yaşananları yaşadığı gerçeğini biliyoruz. Siz istediğiniz görüşte ve tarafta olun bu var olan gerçeği hiç bir zaman değiştirmeyecektir. Zamanın gidişatı, gelişmeler, ve düşünceler var olan ve aslında olması gereken doğrulardan insanları şaşırtabilir, yanılmak ve hata yapmak da insana mahsustur. Ancak akıl ve mantık yetisi, vicdanlarımız sizlere, bizlere, hepimize tanınan ve tüm doğru ve yanlışlardan sorumlu tutulacağımız, sorgulanacağımız varlıklar ise, o halde herkesin bir gün o doğru yolu ve gerçeklerle-hatalarla yapılan yanlışlarla yüzleşmesi sonucu gene aynı doğruya geleceğini ve bu geleceğinde temennilerde çok da uzakta olmadığının bir kanıtı olarak, güzel günlerin bizlere yeniden görüneceğini vaad ediyor demektir.

Bu sebeple, bugün hep bir öncekinden daha mutlu, daha coşkulu, daha heyecanlı, daha gösterişli, daha bağırarak ve daha çok şey söyleyerek kutluyorum Cumhuriyetimizin 91. Yılını !!! Sen çok yaşa, bin yaşa , yüzyıllarca yaşa inşallah diyerek...


Ve son sözlerimi Ata'mın son sözleri ile bitiriyorum:

" Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz !!!"

Tuesday, 21 October 2014

Hangi Ayda Ne Yenir?

Evettt...
Gene mevsimle birlikte kafalarında karıştığı, ne yesek ne pişirsek aylarına geldik... 
Hoş geldikkk...
Bir taraftan hala kışa hazırlıkları sürdürenler, bir taraftan hay Allah şunun vaktini, bunun zamanını kaçırdık keşke alıp, deepfreeze'e atsaydık, reçel yapsaydık, hoşafını çıkarsaydık, suyunu sıksaydık'ın zamanını da geçirdik :):):) diyenler, bir taraftan bu hafta pazar var, hiç bir şey yok diyenler de diyenlerrr... 
Böyle diyorum ama kızmayın gerçekten bazen çoğumuz abartıyoruz ve sanki önümüzdeki kıtlık aylarına hazırlık yapıyormuşçasına mevsimi, meyve ve sebzeleri karıştırır ve gerçekten ne tüketileceğini de unutur hale geliyoruz. Tam da ara dönem ve geçiş zamanlarında... 
Bu sebeple bu yazımı biraz yaptığım araştırmalara ve bu kafa karışıklıklarına son vermek adına birilerine belki feyz olabilme adına yazıyorum...
Kendinizi düşünmekten öte, ev ahali ve özellikle de küçük çocukları olan arkadaşlarıma itafen gelsin aynı zamanda...

Bu sebeple hangi mevsimde ve ayda ne sebze, meyve, balık, yeşillik ve fındık-fıstık yenir, sizler için kategorize ederek buzdolaplarında yer alacak bir tablo hazırladım. Şahsen bu yazının akabinde bende evde dolaba asıyor olacağım :):):)

En azından pazara çıkılmadan bir göz atmanızda fayda var, derim... :)


Dart Ödülü-Premıos Dardos

Merhaba,

Dün ilginç bir ödül aldım sevgili ablam Arzu Batur namı diyar Lezzet Tramvay'ından ben de hemen bunu duyurayım ve 15 blogger arkadaşıma bu hediyeyi dağıtayım dedim. :):):) Arzu Abla'ma da bu vesileyle teşekkür eder, davetine icabet ederek, ben de diğer arkadaşlarıma yaymak isterim.

Ödülü almak için   bazı kurallar var ondanda  bahsetmek istiyorum.
1.Ödül fotoğrafını yayınlamak.
2.Size ödül veren blogun bağlantısını eklemek
3. Ödülü 15 bloga dağıtmak.
Şimdi de gelelim, işlemleri tamamlamaya;

Friday, 17 October 2014

Marshmallow'lu Muzlu Muffin !!! Gene enteresan ve çok güzel bir tat. Artık dışarıdan marshmallow almaya son ! Bundan sonra evde yapıp şekillendireceğiz :):):)

Evettttt...

Baktım neredeyse 1 ay olacak ve elim değmemiş bloguma hemen atraksiyonif bir tarifle kendimi affettireyim dedim :) Geçen ki yazılarımın birinde de bahsetmiştim bayılıyorum şu sosyal medya gruplarına ve bloglarına diye hatırlarsanız... Ha işte gene sürekli takipçisi olduğum bu takiplerin ilki MSA'dan Özge Köse Hocam'ın namı diyarı pastaciözgeköse ve ikincisi de Sevgili Özge Beydağ'ın namı diyarı özgeninoltası'nın. Ben ne yaptım derseniz de ikisini bir mix yapıp, size de ortaya bambaşka bir lezzet çıkarttım.

Güzel bir ikili kombin yarattım ve muzlu muffin ile marshmallow'u birleştirip, keyfine değinilmez ve bakmaya doyulmaz  ve tadından ödün vermez bir lezzet çıkarttım ortaya ve bir de şimdi fark ettim ki, iki adaşı bir araya mixed bir tarif ile getirdim :):):)




Thursday, 16 October 2014

Çekiliş Sonuçları !!!

Merhabalar,

Çekilişime katılan, bana desteklerini esirgemeyen ve duyurularıyla çevrelerinde yer almamı sağlayan tüm katılımcılara, güzel gönülleri, paylaşımları ve yanımda yer almalarından dolayı çok ama çoookkk teşekkür ederim. 

Çekiliş; random.org kanalıyla yapılmış olup, katılım şartlarını yerine getiren, çekiliş amacıyla kurulmuş olan kişi-blog ve instagram hesap sayfalarının hariç tutulduğu, tamamen hiç bir amaç gütmeyen ve gerçek gönüllü kişiler arasında yapılmıştır. Bu sebeple gönül rahatlığıyla hediyeleri kazanan arkadaşlarımı kutlar ve iyi günlerinde bir nebzede olsa hatırlanmak ve anılarında yer alabilmek adına gönül kapılarını araladıkları için teşekkürü tekrar bir borç bilirim. Ve en kısa zamanda bana fidanerdogan@gmail.com adresinden geri dönmelerini rica ederim.



Sevgilerimle...

Friday, 19 September 2014

Kışa Hazırlıklar Başlasınnn !!!

Yeniden herkese merhabalar,

Oğlanın bu yaz tatilde olması ve sanki bunu fırsat bilerek biraz soluk alıp, dinlenip, kendime vakit ayıracak ve yapmak istediklerimi yapmak için zamanım olmasına fırsatım olacak diye düşünürken, sürekli kafamda dolaşan tilkiler yüzünden ben gene rahat durmayıp yada durun durun bunun tam deyimi "rahat battı" tabiri caizse oturup 1,5 ay önce hafta sonu kışlık domatesler, reçeller ve marmelatlar hazırlamaya başladım.
Hemen koyuldum pazara, domates ve vişne almaya derken biraz dolaştıktan ve kafama göre içime sinen bir yerden aradıklarımı bulduktan sonra epeyce domates ve vişneden ve de kırmızı biberden aldım. Tam bu sırada tezgahın arkasında gözüme ilişen siyah üzüm koruklarını bir leğende kenara ayrılmış görünce ne yapacaksınız bunları? diye satıcı kardeşe sorduğumda satarız abla dedi. Bırak satmayı belli ki kullanmayacağın için kenara bırakmışsın dedim ve tahmini 6 kiloya yakın bu koruklara 2 lira verip pazardan ayrıldım.
Ha bir de unutmadan pazardan vişneleri alırken tezgah başı klasik sen nasıl reçel yaparsın sen ne kadar şeker koyarsın falan filan bir dizi muhabbetin arkasından biraz kafam karışmış oldu ama bakın sonrasında neler oldu :)

Thursday, 18 September 2014

Miniklere Karpuz Kurabiyem Varrr !!!

Merhabalar,

Geçenlerde de bahsettim ya şu sosyal medyayı gerçekten çok seviyorum diye... Tabi nasıl kullandığınıza bağlı olarak değişir ama ben daha çok kendimi geliştirip, yeni bir şeyler öğrenmek adına fotoğraf konusunda fotoğrafçıları, yemek konusunda da gurmeleri, şefleri, sunum fikirleri veren sayfaları, bloggerları ve yemek sanatı/ fotoğrafçılığı ile ilgili olan her şeyi gücüm yettiğince takip etmeye çalışıyorum. Bu yüzden de çok seviyorum bu paylaşımları ve sosyal medyayı...
 
Yine günlerden birkaç gün önce tesadüfen bu takiplerimin birinde gözüme instagramda @nanesekerii kullanıcı adıyla Beyza Kaya Hanım'ın güzel kurabiyeleri ilişti. Sonra baktım tarifini aldım, marketten eksik malzemeleri tamamladım ve bizim oğlanın anaokulu Çarşamba paylaşma gününe değişiklik olsun diye bundan yapayım dedim. Aslında ne büyük risk ya olmasaydı... Ama hep diyorum ya mutfak bambaşka bir aşk... Ben nasıl girersem gireyim bambaşka bir ruh haliyle çıkıyorum oradan ve tam da bu esnada sanki orası da bana yardım ediyor ve birlikte iyi bir ikili olarak güzel işler yapıyoruz... :) Ayrıca buradan da ve şimdiden de tekrar teşekkürler Beyza Hanım'a bu haftaki paylaşma günümüze fikir babalığı yaptığı için :):):) Beyza Hanım'cım ben evde tek başıma olduğumdan yada hem çekip hem yapacak kadar becerikli olmadığımdan yapılış fotoğrafını hamuru hem açıp hem de fotoğrafını çekmeyi beceremediğimden sizin paylaşımınızı kullanıyorum yüksek müsaadenizle... Şimdiden affola... :)
 
Gelelim Karpuz Kurabiye Tarifi'ne;
 
Bu arada bu ilk yapışım, biraz kusurları olabilir. Artık azıcık görmezden gelmeniz dileğiyle... :)
 
 
 
Malzemeler:

Tuesday, 16 September 2014

İncirli Tahinli Koruk Ekşi Soslu Cheesecake Tarifim Var!!! Buyurmaz mısınız?

Merhabalar,

Genelde yemek, sunum sanatı ve tarifler konusunda takip ettiğim o kadar çok site var ki, hepsini sosyal ağlardan, arkadaşlarımın bloglarından, yabancı sitelerden ve bilumum benzeri grup ve kişiler üzerinden sürekli takip ediyorum. İlk bakışta beğendiğim tariflere; bu tarife daha ne eklenebilir, nasıl değiştirilebilir ve nasıl farklılaştırılabilir diye düşünürüm üzerine, bazen de tıpkı bu tarifte olduğu gibi evde ve eldeki imkanlarla ortaya çıkan şey nasıl olur sonu derken işte böyle olur. Adı da biraz değiştirilip, "İncirli Tahinli Koruk Ekşi Soslu Cheesecake" olur :):):)  
 
Gelelim bu tarifte kimden feyz aldığıma; MSA'dan (Mutfak Sanatları Akademisi) Özge Köse Şef'im namı diyarı sosyal medya adı ile pastaciözgeköse, Özge Hocam'a . Tarif başlığı ile beni hafta sonu oturduğum yerden kaldırdı... "Haydi oturmaya mı geldik? Tahinli Cheesecake, Karamelize Taze İncirle..." Tarifi ile beni yerimden zıplattı. Oğlanı ve Emre'yi öğle uykusuna yatırıp, geçen cumartesi hemen bu tarifi yapmalıyımla mutfağa girdim. Şefimin tarifine bu linkten ulaşabilirsiniz tıkk tıkk!!! Ancak benim eldeki imkansızlıklarla ürettiğim enfes cheesecake'min de tarifi ve kendisi işte böyle;
 
 
İncirli Tahinli Koruk Ekşi Soslu Cheesecake
 
Malzemeler:

Wednesday, 10 September 2014

Çekilişim Varrrr!!! Buyurmaz mıydınız?

Herkese yeniden merhabalar,
 
Aslında aklımda olan, uzun zamandır yapmak istediğim ama nasıl bir hediye versem de hem makbule geçsin hem de kullanan kişi de güzel bir hatırası olsa diye düşünürken aklıma instagramda da takip ettiğim Eda Hanım'cığımın el emeği göz nuru güzel takımları geldi. Hepsi birbirinden güzel ve aralarından seçerken de gerçekten çok zorlandım. Ve en son bu güzel 3 takımı beni takip eden ve yeni takipçilerime hediye edeyim dedim.
 
Sizlerde de olur mu? bilmiyorum ama hiç tanımadığınız birinden ansızın gelen bir hediye yada ilk tanıştığınız bir dosttan gelen hediyenin tadı ve anı unutulmaz olur. Hep aklınızın bir köşesinde ve kullandıkça da yüreğinizin bir köşesinde hep bir izi olur. İşte ben de birilerini mutlu edip, bu anıların birinde de olsa yer alıp, hatırlanabilmek adına bu hediyeleri sizlerle birlikte paylaşmak istedim. Hatta kendime de dayanamayıp bir takım yaptırdım çünkü çok espritüel ve çok eğlenceli bir takım :):):)
 
Peki şimdi bakalım hediyelerimiz nelermiş:
 
1. olan kişiye isme özel bir mutfak önlüğü takımı... İçinde neler mi var? 1 adet isme özel hazırlanmış mutfak önlüğü, 1 adet kep ve 1 adet eldiven.
 
 
 

2. olan kişiye güzel bir banyo seti... İçinde neler mi var? 1 adet işlemeli havlu, 1 adet süslü sabun ve 1 adette lavanta kesesi.
 
 
Son olarak da 3. şanslı kişiye güzel bir mutfak seti. Bunun içinde neler mi var? İsme özel olarak hazırlanmış 1 adet kep, 1 adet tarif defteri (içindeki defter bittikten sonra yeni defter kullanımına uygun tasarlanmış) ve 1 adet eldiven.
 
 
Peki şimdi gelelim bu hediyeleri kazanmak için yapmanız gerekenlere ;
 
1. Şuh-i Fidan'ı Blog ana sayfamda sağ bölümde yer alan "Bu bloğu izlemeye al" linkine tıklayarak bloğu izlemeye almanız.
 
2.  Google + üzerinde takip etmeniz. (Blog ana sayfa sağ bölümünde İzleyiciler başlığının altında yer alan "Bu siteye katılın" linkine tıklayarak takibe almanız.)
 
3. Bu çekiliş duyurusunu fotoğraflarla birlikte bloğunuzda yayınlamanız.


4. İnstagram hesabı üzerinden;  fidan_duman hesabını takibe almanız,

 

5. Bu yazımın altına da yukarıdaki koşulları yerine getirdiğinizi kullanıcı adı ve blog adınızla birlikte yorumla belirtmeniz.

İnstagram hesabı olmayanlar, lütfen hesabınızın olmadığını ve diğer tüm şartları sağladığınızı belirten bir not yazın katıldığınızın beyanı olsun...

Ayrıca sadece çekiliş için açılan bloglar dikkate alınmayacaktır.

Ama ben şansımı artırmak isterim derseniz, bunları da yapabilirsiniz:
 
1. Bloglovin'de takip ederek +1 katılım Tıkk Tıkk
2. Facebook hesabımı takip ederek +1 katılım Tıkk Tıkk
3. Pinterest hesabımı takip ederek +1 katılım Tıkk Tıkk

Son yazdığım üç koşul tamamen isteğe bağlı şansınızı artıracak maddeler, kesinlikle uygulamak zorunda değilsiniz. Ama uygularsanız, lütfen yorumunuzun altına ekleme yaparak, Bloglovin, Pinterest ve Facebook kullanıcı adlarınızı da bana iletin olur mu?

Son olarak, çekiliş 10 Ekim 2014 Cuma saat 23:00'te son bulacaktır.  Bu saat ve günden sonra çekilişe yapılan katılımlar geçersiz sayılacaktır. Tüm Türkiye'ye gönderim ücreti tarafımdan  yapılacaktır.

Bayram sonrası şeker gibi hediyelere kavuşmanız dileğiyle,
Herkese bol şanslar ve şimdiden hepinize teşekkürlerimle...

Sevgiler,
Şuh-i Fidan
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 
 

Wednesday, 27 August 2014

Vişne Ekşisi Soslu Bulgur Helvası

Hmmm...
 
Yepyeni bir tat. Belki de şimdiye kadar adını bile hiç duymadığınız, yada bilmediğiniz ve aslında Bulgur'un tarihçesi de düşünüldüğünde çok ama çooook eskilere uzanan ve kesinlikle yapmanız gerekenler listenize yeni bir kalem daha ekletecek bir tat.
 
Açıkçası yapana kadar nasıl bir şey çıkacağını, neye benzeyeceğini, irmiksiz helvanın nasıl olacağını, daha önceden de hiç tatmamış olmanın ve yeni tadacak olmanın verdiği heves ve şevkle mutfağa girdim.
 
Önce okuduğum bir tariften esinlendim bulgurun tarihçesini ve bulgurlu tatları anlatan bir kitaptan... Sonra üstüne biraz da ben eklemeler yaptım ve işte ortaya bu çıktı...
 
 
 


 

Buyurun mutfağa bakalım :):):)
 
Kemal Kükrer'li Vişne Ekşisi Soslu Bulgur Helvası
 
Malzemeler- 4 Kişilik

Thursday, 21 August 2014

Tel Kadayıflı Kalça Tavuk Fileto... Denemezseniz aklınızda kalır mideniz de mahrum kalır... Enfes bir tat benden söylemesi :):):)

Merhabalar yeniden,
Bizim eve ne zaman bir misafir gelecek olsa ama çaya ama yemeğe hemen beni bir dürtü sarar nasıl bir şeydir bu bilmiyorum ama sürekli beni kışkırtan, yeni bir şeyler yapmam için heveslendiren, biraz ayaklarımı yerden kesen, bazen de boyumu aşan işlere kalkışmama neden olan. Misafirlere yapacaklarımı tasarlarken bir de menü canavarım vardır o da Emre :) Ne yapacaksın Fidan?, Nasıl yapacaksın Fidan?, Altından kalkabilecek misin Fidan?, Vayyy gene neler döktüreceksin Fidan? Bu yemek çok riskli daha önceden yaptın mı Fidan? Bence ilk geliyorlar bunu yapma Fidan? Risk alma Fidan? da Fidan.... Bizim Emre'nin gurme halleri...  Bazen de öyle olur ki, yapmak istediğimi yapamam, sonrada pişman olurum neden onu dinledim diye ama bazen de tersi olur keşke dinleseydim derim:) (Nadir de olsa:):))
Sağ olsun ama gene de çok yardımcıdır bana her konuda... :):):)
Gene günlerden böyle bir gün ve bir sefer bana bu tel kadayıflı kalça tavuk fileto'yu yaptırmayan Emre'ye karşı savaş açma ve risk alma günü.. Bu sefer gelenler kızkardeşim, eşi ve annem... Tam da risk alınacak gün, ilk deneme, bir şey olsa da sıkıntı yok bizimkiler, falan da filan da derken işte buyurun hooooop Mutfaktayız :)
Tel Kadayıflı Kalça Tavuk Fileto

Malzemeler:

Wednesday, 20 August 2014

Pazılı Tuzlu Kişnişli Rulo Pasta- Yapıp Sunması Benden Denemesi Sizden- Muhteşem Tat Benden Söylemesi- Artık Pazı Yemeyen Kalmayacak :)

Merhaba,

Bugün farklı bir tarif olsun bu sefer de tuzlu bir pasta yapalım dedim. Bu pastayı yaparken de beni bu işe heveslendiren Muratbey Peynircilik'in düzenlemiş olduğu yarışmadaki birincimiz ve finalist arkadaşlarımdan biri olan Sevgili Reyyan oldu. Kendisi de tatlı mı tatlı, samimi, içten ve candan birisi. Şahsında içi-dışı bir gönülden olan arkadaşımın yüzüne de bunları söylemiş olayım. On parmağında on maharet, hamarat arkadaşımın bloğunu da ziyaret ederek neler neler yaptığına kesinlikle bir bakın derim. Buyurun burdan tık tıkkk !!!
 
Ondan aldığım ve internette biraz bakındığım ıspanaklı tuzlu rulo pastaya biraz da ben kendimden bir şeyler ekleyerek pazı ile değişik bir tat ortaya çıkarayım dedim.
 
 


 
 
Şimdi gelelim benim meşhur Pazılı Tuzlu Kişnişli Rulo Pasta'mıza;
 
Malzemeler;

Monday, 18 August 2014

Şuh-i Fidan Facebook ve İnstagram'da... Buyurmaz mıydınız? Bu blogda neler var hepsi bu yazıda !!!


Herkese Merhabalar,

Genelde herkese blogumun adını söylediğimde aldığım ilk soru "Ne üstüne yazıyorsunuz, ne ile ilgili?" oluyor.

Evet doğru.

Aslında yazmaya ilk başladığımda daha doğrusu ilk sayfa açmamdaki amacım sadece bana ait olsun, hayattaki her şeyimi bilgilerim, tecrübelerim, deneyimlerim, yaptıklarım, yapmak istediklerim, yapacaklarım yer alsın ve bunlarla da birilerine belki feyz olmak, fayda sağlamak bilgi alış-verişi yapabilmek en önemlisi içimde saklı tutmayıp herkesin her şeyi bu ölümlü dünyada bilmesini istemek ve hiç bir şeyi kendime saklamamak için yazmaktı.
Fena mı oldu? Bence Hayır. Yazdıklarımın hepsi muhakkak benim eleğimden geçmiş, deneyimlemiş olduğum, bildiğim, pratikte de teoride de uygulamaya çalıştığım, ordan burdan duyma yada bilgi çalma içermeyen tamamen bana öz ve bana dair her şeyin yer aldığı bir sığınak oldu.
Bu yüzden de zaman zaman hayatımdan, ailemden, oğlumdan, eşimden dostumdan, mutfağımdan, işimden, yiyip içtiklerimden, gezip gördüklerime, organizasyonlarımdan, çektiğim fotoğraf karelerine, el değip ne yaşadığım ne yapmaya çalıştığım şey varsa ucundan onlara değinerek, tavsiyeler, pratik bilgiler, tarifler, kısacası hayatımda yer alan her kareden yer vermeye çalıştığım bir blog oldu. Daha ziyade yemek, pasta, kurabiye, cupcake, salata ..vs. mutfak ağırlıklı, yemeyi-içmeyi seven biri olarak damak tadımızda ne varsa biraz da paylaşmak amaçlı oldu.
Sanırım soranlara da, merak edenlere de , fikir sahibi olmak isteyenlere de bir cevap verebilmişimdir. Paylaşmayı seviyorum, hayatı seviyorum, zevk almaya çalışıyorum, yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorum, hiç bir şeyi bana ölümsüzleştirmeye çalışmıyorum kısacası renklerine göre zamanına,zeminine ve mekanına göre kalp kırmadan, her kişiliğe uygun hiç bir art niyet yada kötü niyet içermeden her bir bireyi bir yansıma gibi görüp her tada ve her renge göre hayatıma bir şeyler katmak ve bunları paylaşmak isteyen biriyim sadece...
Belki sizlerde bana katılır, ortak olur ve bir arada olmak isterseniz benimle, buyurun buradan o zaman derim :)
Facebook: Şuh-i Fidan
İnstagram: fidan_duman
Bana istediğiniz zaman, tüm bu hesaplardan rahatlıkla ulaşabilir ve bağlantı kurabilirsiniz. Kim bilir yollarımız belki hiç düşünmediğimiz bir yerde çakışır, beraber bir şeyler yapabilir, bir arada olma fırsatı yakalayabilir, bir çay, bir kahve içme imkanı yaratabilir, bir çok organizasyon yapabilir yada belki bir grup, organizasyon, mevcut kuruluşları destekleme ve birilerine aracı olma ve yardımlaşma içerisinde bir birliktelik kurabilir bir yol almaya çalışabiliriz.
Lütfen iletişime geçmekten kaçınmayın, eminim bir şeyler yapabiliriz... :)
Sevgilerimle,
Şuh-i Fidan

Monday, 11 August 2014

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?

Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız... Ama bazı şeyler zaman alır.
Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?
http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²
Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.
Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.
İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.
Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.
http://vitasure.com.tr/
1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.
2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Thursday, 7 August 2014

Rokalı İnce Bulgurlu Ayçekirdekli Balzamik Sirkeli Soslu Salata

 
Gene mutfak halleri, gene kendimden geçişler....:)
 
 
Sıradaki tarif...
 
Rokalı İnce Bulgurlu Ayçekirdekli Balzamik Sirkeli Soslu Salata
 
 
 
Malzemeler
 
  • 1 su bardağı ince bulgur
  • 2 demet roka
  • 1 adet sarı dolmalık biber
  • 2 adet kırmızı etli biber
  • 3 adet yeşil küçük biber
  • 4 yemek kaşığı balzamik sirke
  • 3 yemek kaşığı tane hardal
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 3 yemek kaşığı nar ekşisi
  • 1 adet limon suyu
  • 2 yemek kaşığı ay çekirdeği
  • Biraz ceviz kırığı

 
Yapılışı:

Sütlü Kaymaklı Badem Çorbası

Merhabalar,

İnternette dolaşırken gözüme birden Badem Çorbası tarifi ilişti. Nasıl olur acaba dedim ve hemen yapmak için malzemeleri temin etmeye başladım. Sanırım içlerinde en zor olanı toz badem bulmakmış. Gezmediğim hipermarket, süpermarket, bakkal vs. kalmadı. En son bir aktara girip bizde de yok Abla ama istersen hemen çekeyim dediklerinde sanki dünyalar benim oldu. Neden bu kadar zor bulunuyor niye marketlerde yok dediğimde de aktarcı arkadaş çabuk kurtlanıp bozulur bu Abla dedi, o yüzden satılmaz da kalırsa diye marketler ürün zincirlerine dahil etmek istemiyorlar ben sana hemen tazeden çekerim dedi. Beşiktaş'ta oturuyor olmamız ve Çarşı içinde Kırkambar gibi bir aktarcımızın olması paha biçilemez doğrusu, yolunuz düşer de uğramak isterseniz eminim bu aktardan eliniz boş çıkmazsınız.
 
Şimdi gelelim şu ben yaptıktan sonra bize gelip giden ve hatta gittiğim yerde bile yaptığım biraz bana özgü eklemeleri olan dillere destan leziz mi leziz "Sütlü Kaymaklı Badem Çorbası" tarifine ;
 
 
Sütlü Kaymaklı Badem Çorbası (6 kişilik)
 
 


Malzemeler

Friday, 18 July 2014

Balayı Baldan Tatlıymış Çocukalayı da Pek Bir Kalaylıymış :)

Yeniden herkese merhabalar;
Çocuklu tatil neymiş bu sene daha iyi anladım. Geçen sene oğlan 9-10 aylıkken her şey daha rahattı bu sene ayaklanıp yürümeyi bilmeyip koşturmayla hayatımız geçtiği için ilk zamanlarda gerçekten sanırım deliriyorum Allah'ım aklıma mukayyet ol dedim. Bütün sene evde ananeyle vakit geçiren bizim Ali Kerem bu yaz sezonu itibariyle soluğu yazlıkta Kuşadası'nda alınca özgürlüğünü de bağımsızlığını da ilan ederek kendi ayakları üstünde durmayı daha bir fazla öğrendi. Alışma sürecinde biz de yanında olalım dedik fakat havası, suyu, ortam, çoluk-çocuk ve kapıdan ilk adımda dış ortama atılma özgürlüğü bize oldukça lüks geldi sanırım. Ali Kerem'ciğim de bu şaşkınlıkla gece-gündüz uykularını, yeme içme düzenini ve hatta bizlerin de uyku ve yemek düzenini alt-üst etti. Bütün gün çimlerde koştur dur nereye kadar...
Artık umudu tüketmiş, hatta benle Emre'ye iş sebebiyle İstanbul'a dönüş vakti yaklaşınca, oğlanı da alıp götürelim bu iş burada olmayacak dedik. Hatta anaokuluna bile vermeyi düşündük. Aslında tek hedefimiz vardı, İstanbul'un ortamından, yazın sıcağından ve dört duvar arasından onu kurtarıp vaktini daha kaliteli, düzenli, temiz havada, deniz ve kumla oynayarak, çoluk-çocuk arkadaşları ile vakit geçirerek ve daha rahat ederek geçirir diye düşündüğümüzden bu sene onu yazlığa götürelim demiştik. Tüm bu çaresizlik içinde ilk haftanın 4.günü biz de mucize bir gelişme yaşandı belki de buna yeni düzene alışmak diyebilirdik. Her şey daha yerine ve dengine oturdu ve öyle oldu ki neredeyse 1. aya varacağız uyku düzenimiz, yemek düzenimiz, yere basışımız, hatta basışımızdaki daha bilinçli ve sağlam duruşlar, koşturmaktan yürüyüşe geçmek, yüz ifademiz ve huylarımız bile değişti. Erken yatmayı, her daim yemek yemeyi, yürüyüş yapmayı, paylaşmayı ve en önemlisi de denizi oldukça severek vakit geçiriyoruz.
Sonra düşündüm düşününce de aklıma geldi hani hep derler ya Balayı baldan tatlıdır diye, şimdi ben onu değiştirip bir de sonuna ekleyerek şu cümleyi buldum " Balayı baldan tatlıymış çocukalayı da pek bir kalaylıymış." Evet bu cümle artık benden çıkma ve benim oldu :) Çocuklu tatil çocukalayı biraz zamanında geçmesi ile kalaylanıp, yerine oturuyor.
Bu arada çocuklu tatille ilgili yaşanmışlıklardan elde edilmiş deneyimler ve naçizane tavsiyelerimi de sizlerle paylaşmak isterim. Bakalım neler var:
1. Yanınıza kesinlikle sevdiği oyuncaklardan bir kaç tane alın.
2. Eğer sayfiyelik bir yere ve uzun süreli bir yere kalmaya gidiyorsanız şemsiyeli bisiklet çocukların rahat binebildikleri, bisiklet kullanmayı öğrenene kadar pedal çevirmek yerine ayaklarını koymak için göz kutucukların yer aldığı, hem onun için hem de sizler için oldukça ideal olan bir bisiklet almanızı şiddetle tavsiye ederim. Çocuk sürekli yürümüyor, gezinirken de eline bir şeyler verirseniz o arada sürekli elindekileri götürüyor bu da yedirmenin diğer bir çeşidi. :)
3. Deniz için en uygun saatler sabah saat 08:00-11:00 ve akşam üzeri 16:00-20:00 saatleri.
4. Çocuklar için bence en güzel koruyucu Bioderma Photoderm Kid Spray. Biz kullanıyoruz ve oldukça da memnun kaldık. Hem koruyuculuğu hem de nem dengesi harika.
5.  Günün her saati şapka bence yaz ayları için kaçınılmaz...
6. Huggies Little Swimmers Mayo Bebek Bezi tartışmasız kaçınılmaz çok güzel ve kullanışlı.
7. Yaz dönemi biraz daha iştah açılsın diye yeni keşfettiğim ve oldukça da memnun kaldığım Arifoğlu'nun Siyah Üzüm Çekirdeği öğütülmüş tozunu bence kesinlikle denemelisiniz. Bir kaç saat içinde farkı anlayacaksınız ve göreceksiniz. İştah açıcılığı oldukça yüksek bir takviye ve üstelik tamamen doğal. Ben genelde meyve püresi veya sabah kahvaltılarına ilave ediyorum.
8. Yine bu dönemde kemik gelişimi için olmazsa olmaz güneş ışınlarından gün içinde bol miktarda alıyoruz ancak bir de gene meyve püresi yada sabah kahvaltısına kemik gelişimini güçlendirmek adına Arifoğlu'nun Keçiboynuzu Unu ilave ediyoruz. Tüm bu tozlardan bir çay kaşığının ucuna değecek kadar koyuyorum. Yani tam bir kaşık dolmuyor.
9. Havuzları prensip olarak beğenmiyor ve mikrobik olduklarını düşündüğümden sokmuyorum. Çünkü düşünün ki, bebeğiniz yada çocuğunuz gibi bir çok çocuk aynı anda bu havuzlara giriyor ve ne kadar klorla da dezenfekte edilse birincisi klorun bile çocuk ciltlerine zararı var ve kanıtlanmış, ikincisi de bir çocuğun küçük tuvaletini bile kaçırmış olması ihtimali aslında o havuzun tamamen kapatılıp, suyunun boşaltılarak yeniden doldurulması ve ilaçlanması gerektiği hususunu da taşıyor. Bilmem biliyor muydunuz? Sizce bizim ülkede bu dediğim ne kadar uygulanıyor? Bu yüzden bence tercih etmeyin derim.
10. Tuvalet eğitimi de eğer iki yaşlara doğru yaklaştıysanız ve yaz döneminde iseniz, özellikle de yazlıkta yada evde bile olsanız bence tam zamanı. Bu havalarda bez çıkartılarak hem pişik önlemiş hem de üşümesini de engelleyerek onları ferahlatmış oluyorsunuz. Ve tam da bu rahatlıkla daha kolay adapte oluyorlar.
11. Eğer bu eğitimi başlatacaksanız bir küçük dipnot daha, kesinlikle gece çocuğun altını bağlamayın. Bu işin en büyük sırrı çocuğun gece-gündüz altını açıkta bırakmak. Gece rahata alışan çocuk sonra her gece altını bağlatmak istiyor. Halbuki ıslaklıkla rahatsız olması ve kendisinin artık uyanması gerekiyor. Geceleri bu dönemlerde anne-babalara oldukça iş düşüyor, uykulardan feragat edilerek, saatte bir yada 2 saatte bir çocuğu gerçek manada gözlerini açacak şekilde ve tuvalet bilincini algılayacak şekilde tuvalete götürmek gerekiyor. Yoksa gözü kapalı uykulu bir halde götürseniz de algıları kapalı olduğundan ne yaptığının farkında olmuyorlar.
12. Yaz aylarının vazgeçilmez içeceği elbetteki su. Sadece büyükler için bol su tüketmek değil, küçük çocuklarımızı da unutmamak gerekiyor. Onlarında bu dönemde suya ihtiyaçları oldukça yüksek...
13. Ayrıca çocukların kemik gelişimi ve kalsiyum almasında dondurmanın da yerinin önemli olduğu söyleniyor. Biz neredeyse bu aylarda hemen hemen her akşam dondurma yediriyoruz. Tabi üzerine klasik bademcikleri şişmesin diye de bol bol su içiriyoruz.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar... İleriki zamanlarda da yeni yeni deneyimleri paylaşmaya devam edeceğim. İlk çocuk ve ilk deneyimler, hem paylaştıkça çoğalıyor hem de çok şey öğreniliyor.

Bu da bizim ufaklık dondurma yerkene ;)


 






Sevgiler,
Şuh-i Fidan